Sonra en zayıf bir damar-ı insanî olan “şan u şeref ve rütbe” noktasında bana çok elîm bir tarzda o zayıf damarımı tutmak için emredilmiş ihanetler, tahkirlerle, damara dokunduracak işkencelerle dahi hiçbir şeye muvaffak olamadılar. Ve kat’iyen anladılar ki, onların perestiş ettiği dünya şan u şerefini bir riyâkârlık ve zararlı bir…
kocar.org
[box type=”shadow”]Hakk Rahmeti’nin insan gözünde damla damla olmasıdır gözyaşları. [/box][box type=”shadow”]Dilin, duygunun ve gönlün el ele, yüz yüze birleştiği, iç içe girdi ânın çiçekleşmesi üzerinde jâledir gözyaşları… [/box][box type=”shadow”]Cennet hûrilerinin kulaklarındaki küpeler, göz damlalarının yanında toprak kadar aşağı ve değersiz kalır!.. [/box][box type=”shadow”]Heybet, korku, saygı ve sevgi gibi insanı duygulandıran, gönül tasını…
Sevgi dili Türkçemiz, bu yıl da Dünyalı çocukların dilinden statlara sığmayan insanların gönüllerine şelaleler gibi aktı. İlk yaz rüzgârları Anadolu’ya, dünyanın dört bir yanından on beş gün boyunca gül kokuları taşıdı. Geride silinmez izler bırakarak ülkelerine döndüler. Doğu ve İslam dünyası içinde bulunduğu acıklı durumdan yavaş yavaş kurtuluyor. Dünyada üst…
[box type=”note”] Soru: Karşımıza çıkan her mesele ya da hadiseyi doğru yorumlamada bir Kur’ânî mantıktan bahsedilebilir mi? “Kur’ân aklîliği” ifadesiyle neler kastedilmektedir? Her meseleyi Hak ölçüsünde değerlendirebilmeye vesile olabilecek bir Kur’ânî mantığı elde edebilmek için nasıl bir okuma süreci takip edilmelidir? [/box] -Kur’ân-ı Kerim, taabbüdî emirlerdeki aşkınlık müstesna, hemen…
Yeryüzünü bahara hazırlamak için cemrelerin, soğuk sulara düştüğü bu günlerde; uzaklardan, çok uzaklardan bir mektup düştü masama. Üşüyen yüreğimi ısıtan bir mektup… Bir çocuk muhacirin mektubu… En altta ‘küçük muhacir Ekrem’ yazıyordu. ‘Türkiye’de mutlu bir hayatımız vardı’ diye başlıyor mektup. ‘Babam bir akşamüzeri eve geldiğinde ‘Sri Lanka’ya gidiyoruz’ dedi. Hâlbuki…
Selam olsun ilk mumu yakanlara Bir hüzmeydi, bir sızıntı, ışıkcık. Şimdilerde rehber o dünyalara; Kapladı her yeri şua, azıcık. Gönül fedaisi üç beş yağız genç; Müzmin hastalığa onlardı ilaç; Milim milim adım ve sonra kulaç; Tükendi engeller artık yol açık. Nefsin en yırtıcı, çılgın çağında; Kor taşıdı elinde, kucağında;…
Üstad Hazretleri de, onca mücadelesi ve meşgalesine rağmen evrâd u ezkâr mevzuunda hiç mi hiç kusur etmemişti. Mecmûatu’l-ahzâb’ı on beş günde bir hatmediyordu. Kitabının kenarlarına notlar düşmüş, “Ben bu duayı böyle anlıyorum, şunu da şöyle anlıyorum..” kayıtları koymuş. Vakıa, zikri umumî manada ele aldığımızda Kur’ân okumak, hadis-i şeriflerle meşgul olmak…
Her şeye rağmen İslâmî bir yuvada, anne ve babanın muallâ bir yeri vardır. Bir âyet, konuyla alâkalı şunları söyler: “Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (hizmetçi ve benzerlerine) ihsanda bulunun; Allah kendini beğenen…
Mü’minlerin, Allah ve Resûlü’nün nezdindeki mevki ve makamları, Onlara olan sevgileri nisbetindedir. Kim Allah ve Resûlü’ne daha çok muhabbet besliyorsa o kadar çok kurbiyete mazhar olacaktır. Cenâb-ı Hakk’ın rızası O’na olan kurbiyet ile mütenasiptir. Kişi, O’na yakınlığı nisbetinde rızasına mazhar olacak, rahmetinden, inayetinden ve ihsanından ümitvar yaşayacaktır. O’na uzak olanlar…
Vatikan açısından Türkiye büyük önem arz etmektedir. Bu sebeple, 1979’da Papalık makamına gelince, Papa ikinci Jean Paul’un ziyaret ettiği ilk yabancı ülke Türkiye olmuştu. Fethullah Gülen’in 1997’de Papa’yı ziyareti, bilhassa Türkiye’de, Müslüman/Hıristiyan diyaloğu açısından çok önemli bir adımdı. Fakat aynı zamanda bu, Gülen’in bakış açısına karşı çıkanların hemen hepsinin fikirlerinin…










