"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Pırlanta Ölçüler

SAİD NUR VE TALEBELERİ -Osman Yüksel Serdengeçti

Bahtiyar bir ihtiyar var. Etrafı, sekiz yaşından seksen yaşına kadar bütün nesiller tarafından sarılmış. Yaşlar ayrı, başlar ayrı, işler ayrı… Fakat bu ayrılıkta gayrılık yok! Hepsi birşeye inanmış: Allah’a, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a, Onun ulu Peygamberine, Onun büyük kitabına. Kur’ân henüz yeni nâzil olmuş gibi, herkes aradığını bulmuş gibi bir hal var onlarda. Said Nur…

ONLAR BİZİ AFFETSİNLER- Osman Yüksel Serdengeçti

“Lekesiz alınlar, harama uzanmamış eller, içleri nûr, dışları nûr olan insanlar bizleri affetsinler!.. Onlar hapishanelerde iken dahi bizden hürdüler… Çünkü imanlarının, vicdanlarının emrindedirler. Allah’tan başka kimseye kulluk yapmamaktadırlar. Ne bareme girip, barem kulu olmuşlar, ne asli maaş endişesiyle asliyetlerini kaybetmişler, ne şu, ne bu ikbal hırsının önünde secde etmişlerdir. Onlar…

FETANET AÇISINDAN EFENDİMİZ VE SÖZ

M. Fethullah Gülen Allah Resûlü’nün fetanetinin ayrı bir buudu da O’nun cevâmiü’l-kelim sahibioluşuyla ortaya çıkar.Evet, O bir söz sultanıydı. Nasıl olmaz ki, Cenâb-ı Hak O’nu Kendi kelâmınatercüman olsun diye göndermişti.Bugüne kadar herkesin derecesine göre ve belli ölçüde söylemeye muktedirolduğu bir hayli güzel söz olmuştur; ama, Güzeller Güzeli’nin (sallallâhu aleyhive sellem)…

BEDİÜZZAMAN’A GÖRE FELSEFEYLE KUR’ÂN’IN HİKMETİ ARASINDAKİ FARK-2

Prof. Dr. Taha Abdurrahman 2. Hakîm Bediüzzaman ve Felsefe ile Hikmet Ayrımı Burada temel bir hakikate dikkat çekmek gerekir ki, o da, felsefeyle hikmet arasını birleştirmeyi, mücerred akıl yürütme (teori) mümkün görür, imkânsız görmez, yaşanan gerçeklik (pratik) ise bunu yalanlar, teyit etmez. Şöyle ki, Bediüzzaman’ın duyduğu, gördüğü, tarihin başını ağrıtan,…

BEDİÜZZAMAN’A GÖRE FELSEFEYLE KUR’ÂN’IN HİKMETİ ARASINDAKİ FARK-1

  Bedîüzzaman milletin fikrî seviyesizliklere sürüm sürüm yaşadığı ve içtimaî dertlerin birer buhran hâlini aldığı, ülkenin hemen her yanında ürperten yüzlerce hâdise ile yüz yüze kalındığı, her tarafta. İslâmî ve millî değerlerin enkaz enkaz üstüne yıkılıp gittiği ifritten bir dönemin, düşünen, çareler arayan, teşhis ve tespitlerde bulunan sonra da bu rahatsızlıklara…

Âşık-ı Sâdık Fethullah Gülen Hocaefendi-13

‘Gözlerime Başka Bir Hayal Girmesin!’ Tarık Burak Fethullah Gülen Hocaefendi, Edirne’de irşad ve tebliğ adına çok büyük gayretler ortaya koyuyordu. Muhatabının içtimaî seviyesi ne olursa olsun, rahatlıkla gidip onunla görüşüyor, konuşuyordu. Zira çocukluğundan beri birçok alimin yanında bulunmuş ve onlarla sohbet etmişti. Bu da diğer insanlarla rahat diyalog kurmasına yardımcı…

Âşık-ı Sâdık Fethullah Gülen Hocaefendi-12

TarıkBurak Fethullah Gülen Hocaefendi, Ramazan ayı dolayısıyla geçici imamlık için Edirne’ye gelmişti. Fakat Ramazan ayı bitiminde buradan onu göndermek istemediler. Ramazanın sonunda valizini hazırlamış Erzurum’a dönmek üzereyken esnaf ve mahalleli Hocaefendi’nin gitmemesi yönünde baskı yaptılar ve Müftülük dahil her yere başvurdular.    Müftü vekili İbrahim Akın Bey, Hüseyin Top Hoca’ya, ‘hocam…

Âşık-ı Sâdık Fethullah Gülen Hocaefendi-11

Tarık Burak Gönülleri Fetheden Genç Bir Hoca Kader, Hocaefendi’nin yolunu bir başka çiziyordu. Hayatının baharında, kara trenle Edirne’ye doğru elinde tahta bavuluyla çıktığı bu yolculuk durmadan devam edecekti. Hüzünler, gurbetler, hapisler, mayınlı tarlalar, kürsülerdeki gözyaşları, yokluk ve zorluklar onun kaderi olacaktı. Hocaefendi’nin Hüseyin Top isimli akrabası Edirne’de hocalık yapıyordu. Aynı zamanda…

Çağlayan Başyazıları: Ocak 2019

KENDİLERİYLE YÜZLEŞMEDE HÂLE İLE HÂLLENENLER (3) Hazret’in, bu kadar korku ve endişelerinin yanında, ciddi bir recâ duygusuyla “Keremkânım!” dediği ve kalbinin ümit hisleriyle ritim değiştirdiği de hiç az değildir. O böyle davranmakla ve “Rahmetim gazabıma sebkat etmiştir.”[1]ümitbahş ferman-ı sübhânîsiyle rükûdan kavmeye doğrulma sayılan tavrıyla, düşe-kalka yürüyenlere de Hak rahmetinin vüs’atini gösterme…

Sızıntı Başyazıları: Dinin Yenilmeyen Gücü

Dünya değişip ne hâl alırsa alsın, ilim ve fen ne seviyede ilerlerse ilerlesin, insanoğlunun telakkîleri ne denli değişirse değişsin, din hissi, tarih boyu, ilmî ve fikrî hayatın şekillenmesinde, yeni yeni medeniyetlerin doğup-büyümesinde ve insanlığın tekâmülünde en birinci âmil olduğu gibi, bugün de hâlâ o büyüleyici gücüyle, dünyanın büyük bir bölümünde,…