Belâğat “Belâğat” kelimesi, tarihî süreç içerisinde hem kelime ve kavram anlamıyla hem de terim anlamıyla farklı boyutlarıyla algılana gelmektedir. Kelime anlamıyla belâğat, kişinin duygu, düşünce ve hayâlleri gerek sözlü gerekse yazılı gerekse davranışsal olarak ifade edebilmesi yetisidir. Ancak İslâm toplumunun kültür ve bilim tarihinde “belâgat” kelimesi, daha çok yoğunluklu ve…
kocar.org
[dropcap]K[/dropcap]ıyamete kadar gelecek bütün toplumlara hitap eden; insanlığın ferdî, ailevî, içtimaî, iktisadî, kültürel bütün problemlerine çözümler sunan Kur’an-ı Mu’cizül-Beyan’ın ilmî hakikatlere bakan yönünün ele alınacağı böyle önemli bir sempozyuma gerek değerli tebliğ ve konuşmalarıyla, gerekse kıymetli değerlendirme ve yorumlarıyla katkıda bulunan bütün ilim ve fikir ehline ve umum dinleyicilere şükranlarımı…
L’AN NEUF DE L’HEGIRE (HİCRİ DOKUZUNCU SENE) MAHOMET (HZ.MUHAMMED) Vazifesinin yakın olduğu içine doğmuştu Metindi, kimseyi kınamıyor, incitmiyordu Yolda gördüğü kimselerle selamlaşıyordu Her gün sanki biraz daha yaşlanıyordu Oysa sadece yirmi ak vardı siyah sakalında Durup su içen develeri izliyordu arada sırada Böylece, deve güttüğü zamanları hatırlıyordu. Sanki Cenneti görmüş,…
[box type=”note”] Soru: 1) Kalbin Zümrüt Tepeleri’nde “îsâr”; insanın, başkalarını kendisine tercih etmesi, yaşama zevkleri yerine yaşatma hazlarıyla var olması şeklinde tarif ediliyor. Îsâr sadece tasavvuf ıstılahı olarak kullanılan bir kavram mıdır? Günümüzün karasevdalılarının fedakârlığın sahâbîcesiyle, dört bir bucağa, yedi cihana yetişmeye çalışmaları da “îsâr ruhu” ile izah edilebilir mi?…
[dropcap]K[/dropcap]ur’ân, Allah’ın, en son peygamberi vasıtasıyla insanlığa mucize derinlikli ve eşi benzeri olmayan bir mesajıdır. Allah bu mesajıyla, son bir kez daha insanoğluna kestirmeden rızasına ulaştıran şehrahı göstermiş; zât, sıfât ve esmâsını ifade etmiş; doğru şekilde bilinip tanınmasını, iman edilip ubûdiyette bulunulmasını, herhangi bir yanlış anlamaya meydan vermeyecek netlikte açık-seçik…
[dropcap]M[/dropcap]isyonerlik 19. asırdan beri İslâm dünyasının ortak bir problemidir. Birtakım Hristiyan grupların, en başta Roma-Katolik Kilisesi’nin daha sonra süratle kuvvetlenen Protestan Anglo-Sakson grupların gelip Rusya’ya, Ortadoğu’ya, Hint’e, Çin’e, Afrika’ya yerleşmesi, faaliyet göstermesi, ve bu faaliyetle en başta okullaşması çok büyük bir problem haline gelmiştir. O kadar ki Emin Maaluf’un eserinde…
[dropcap]B[/dropcap]ediüzzaman, üzerinde titizlikle durulup düşünülmesi, araştırılıp insanlığa tanıtılması gerekli olan bir simadır. O, İslâm âleminin, inanç, moral ve vicdânî enginliğini hem de en katıksız ve müessir şekilde ortaya koyan çağın bir numaralı insanıdır. O, bütün ömrünü, Kitap ve Sünnet’in gölgesinde, tecrübe ve mantığın kanatları altında, derin bir aşk ve heyecanla…








