[dropcap]B[/dropcap]u dönemde Medine, genel olarak Müslümanlar, Yahudiler, münafıklar ve müşrikler arasında paylaşılmaktaydı. Acaba Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ashabının bu gruplara karşı davranışları ve onlarla beraber yaşamları nasıldı? Yahudiler Medineli Ensar’a Resulullah Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) gelişini müjdeleyen kişi bir yahudiydi. Ensar şöyle anlatıyor: Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve…
kocar.org
“Oryantalizm’in kapsamı” başlıklı birinci bölümde, gerek tarih ve tecrübe, gerekse felsefi ve siyasi temalar açısından Oryantalizm konusunun bütün boyutlarının altı çizilmektedir. İkinci bölüm, “Oryantalist yapılar :Eski ve Yeni” geniş kronolojik bir anlatım ve mühim şair, sanatçı ve bilim adamlarının eserlerinde görülen ortak bazı araçlara işaret ile, çağdaş oryantalizmin ortaya çıkışını…
Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla Lütfunu esirgeme ey Rab bu kuluna ki, azığı pek kalîl, İflas etmiş olsa da sadakatleyim kapına geldi ey Celîl! Günahı pek büyük; Sen o günahları yarlığa ne olur, Hâli de pek acip, hem günahkâr bir abd-i zelîl. Onunki isyan üstüne isyan, hata üstüne hata, Senden…
[dropcap]G[/dropcap]enel Değerlendirme: Müslüman bir fikir ve devlet adamı olan Said Halim Paşa’nın İslam üzerindeki sıkıntılarını anlatan bir eser. Meşrutiyetten İslami hayatın siyasi yapısına kadar sekiz ayrı konuda yayınlanmış kitapların bir bütünü. MEŞRUTİYET – 1876 Anayasasını halkan fazla halkçı geçinenler devletin mümessili sıfatlarına milletin koruyucusu sıfatını ekleyerek hükümdara karşı milleti alet…
[dropcap]D[/dropcap]emokrasi, demokratik yönetim, demokrat insan, özgürlük 1876 yılındaki Birinci Meşrutiyet’i başlangıç sayarsak zaman zaman kesintilere uğrasa da yaklaşık yüz elli yıllık bir demokrasi geçmişimiz bulunmaktadır. Demokrasiye, en yalın haliyle, insanların kendi kendini yönetmesi denmektedir. Peki yaklaşık yüz elli yıllık demokrasi geçmişimizde gerçekten hiç kendi kendimizi yönetebildik mi? diye bir soru…
[dropcap]İ[/dropcap]slamcı kesimden bazı yazarlar, “çok hukuklu sistem” istiyorlar ve bunu da Peygamberimizin “Medine Sözleşmesi”ne dayandırıyorlar; Bugün de Türkiye’de dindarlar, laikler, aleviler, sünniler, hıristiyanlar, museviler, ayrı ayrı “hukuk toplulukları” haline getirilmeli ve “kendi hukuklarını” yaşamak üzere böyle bir sözleşme yapmalıdırlar! Medine Sözleşmesi’nden Lozan Antlaşmasına kadar hukuk nasıl bir değişim çizgisi izledi?…
[dropcap]H[/dropcap]abeşistan da, Kureyş gibi Müslüman olmayan bir toplumdu. Ancak Müslüman azınlığa adaletli davranmayı güvence altına alıyor, onları koruyor ve dinî hürriyetlerini sağlıyordu. Bu durumda sahabe efendilerimizin Habeşistan’daki hayatları nasıldı? Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem), arkadaşları İslâm’ı açıktan ilan ettiklerinde Mekke halkının onlara yaptığı azap ve işkenceyi görünce şöyle dedi:…
[dropcap]B[/dropcap]ütün âlemlerin Rabbi Yüce Allah’a (celle celâluhû) sonsuz hamd ü senâlar, Hakk’ın bütün mahlûkata elçisi; rahmet bulutu, sadık-ı berk; Rahmân’ın seçkin kulları arasında zirve noktayı tutan, enbiyanın sonuncusu, kalbi maddî-manevî kirlerden arındırılmış, bütün günahları affedilmiş, Yüce Allah’ın kendisiyle risâlet müessesesini kapadığı hidayet peygamberi, yeryüzüne ayağını basanların en hayırlısı, güneş O’nun…
[dropcap]İ[/dropcap]lâhî! Hamdini sözüme sertâc ettim, Zikrini kalbime mi’râc ettim, Kitabını kendime minhâc ettim. Ben yoktum vâr ettin, Varlığından haberdâr ettin, Aşkınla gönlümü bîkarâr ettin. İnayetine sığındım, kapına geldim, Hidayetine sığındım, lütfuna geldim, Kulluk edemedim, affına geldim. Şaşırtma beni, doğruyu söylet, Neş’eni duyur, hakikati öğret. Sen duyurmazsan ben duyamam, Sen söyletmezsen…










