Fuat Kocaer Hz. Ömer, “gençliği olmayan bir millet mahvolmuştur” derken çocukların ve gençlerin ülke için herşey olduğu gerçeğini dile getirmiştir. Evet, bir milleti yüceltmede en önemli faktör nedir diye sorduğumuzda ilk cevabın gençlik olduğunu söyleyebiliriz. Ama âhiret inancıyla dopdolu adalet duygusuyla mücehhez bir gençlik… Gençliğin elinden tutma, ona doğru yolu…
kocar.org
Ülke saadetinin sağlam ve ümit verici olması, bugünkü nesillerin ciddiyetle ele alınmasına ve geleceğe göre kalb-kafa bütünlüğü içinde yetiştirilmesine bağlıdır. Günümüzün talihsiz gençleri, aile ihmâlkârlığının bağrında hayata gözlerini açtı ve kendini insafsız bir çevrenin, merhametsiz hâdiselerin, öldürücü fikir akımlarının ve felç edici neşriyatın kucağında buldu. Yarınları omuzlarında bayraklaştıracak olan bugünün…
Bu güzel ülke; münbit vahaları, cennet gibi ovaları, latif iklimi, bereketli toprağı ve sînesinde sakladığı çeşit çeşit hazineleriyle, çalışkan bir toplumu, saadetlerin zirvesine ulaştırabilecekken, bu kadar zenginlikler içinde kahrolup giden insanımızın, talih zedeler gibi, sefaletin dişleri arasında kıvranıp durması ne ürpertici bir tablodur! Bu güzel ülke; münbit vahaları, cennet gibi…
Kötülüklere karşı iyilikte bulunmak ihsandır Bir taraf olabildiğine kabul edici, sinesini açıcı, herkesi bağrına basıcı olmalı. Diğer taraf dirense bile belli bir süre sonra sizin atmosferiniz içinde onlar da yumuşayacaktır. İnsanlara, kötülükle değil iyilikle mukabele edilmesi gerekir. Kötülüklere karşı iyilikle mukabelede bulunun. İyiliğe karşı iyilikle mukabelede bulunmak ihsan değildir. Kötülüklere…
Bu millet, birkaç asırdan beri kendi bünyesinde akıl almaz zıtlaşmalara, anlaşılmaz kutuplaşmalara düşerek, içten içe kendi kendini çürütmüş ve âdetâ düşmanlarının emellerine hizmet eder hâle gelmiştir. Bir kesim, kendisinin sağmal’ı saydığı Anadolu’yu hep horlamış; bir kere olsun gidip orada dolaşmayı, kendi insanı ile görüşüp konuşmayı hiç mi hiç düşünmemiş; onların…
Yıllar var ki cehâlet, görgüsüzlük ve uyuşukluğun çevremizde meydana getirdiği karanlık atmosferi aşarak, şanlı mazimizi aydınlatan ışık kaynaklarından istifâde edemez ve aydınlanamaz olduk. Bizler yakın geçmişimiz itibariyle, atâlet ve rûh sefaleti adına, alabildiğine bir bolluk, ilim ve düşünce adına da yokluktan başka bir şey görmedik. Bu uğursuz hâl, ülkemizi, en…
Fuat Kocaer Ölüm hakikatine günümüz insanı her zamankinden daha muhtaç bir halde. Çünkü çağımız her şeyiyle dünyevileşmeye koşar adım gidiyor. Oysa ki, ölümün en büyük hakikat olduğunu kabristanlar haykırıyor. Günün hengamesi telaşesi insanlara bu hakikati unutturuyor. Kur’ân-ı Kerim esas yurt olan ahireti sıkça ele alır, bütün âyetlerin üçte biri öldükten…
Yeni bir vazife dönemini daha idrak ederken, yüreklerimizde Zeliha’nın aşk u hicrânı, Yakub’un âh u efgânı, gözümüzü açacak, gönüllerimizi şâd edecek müjdeler bekliyoruz. Ölü ve karanlık yılların, önüne katıp sürüklediği yığın yığın felâket molozu altında, çırpınıp duran insanımızın, yürekler acısı hâli karşısında azap çekmemek mümkün mü? Gidiniz! Şu bizimle aynı…
Herhangi bir şey yapıp yapmama hususunda, karar verme gücü veya ‘eğilim’ diye tarif edeceğimiz ‘İrade muhtariyeti’ insan olmanın şiârı ve ahlâkın biricik esasıdır. O olmadan ne fazîletten ne de insanlıktan bahsetmeye imkân yoktur. Bir insanda irâde şuuru, onun kendi kendini idrak etmesi demektir. Bunun aksi ise ferdin deformasyonu ve bozulmasıdır…
Zafer zafer üstüne harman ettiğimiz günlerde, bütün bir hasım dünyaya karşı, “inanç-azim” demiş yürümüş, “hasbîlik- yiğitlik” demiş şahlanmış bir ulu millet iken, bizi yükselten bu yüce vasıfları yitirip, iç çöküntülere mâruz kaldığımız günden itibaren, hep düşmanlarımızı güçlü, çalımlı görmüş ve kendi irâdemize kement vurmuşuzdur. Malazgirt’ten İstanbul’un fethine, Çaldıran’dan Mohaç’a kadar,…










