[dropcap]N[/dropcap]ifakın Lügat ve Terim Manası NeFeKa kelimesi sözlükte, Arap tavşanı, tarla faresi ve kertenkele gibi köstebekgiller familyasının yuvalarından bir diğerine hızlıca geçmesi, durmadan tünel kazması, kafasını hızlıca çıkarıp sokması, bir yerde sâbit durmaması’ gibi anlamlara geldiği gibi ‘eksilmek, tükenmek, yok olmak, gizlice geçip gitmek’ manalarıyla birlikte, ‘ikiyüzlülük, dedikoduculuk, geçimsizlik, yalan,…
Kategori: Külli Kaideler
Külli Kaideler
[dropcap]V[/dropcap]asiyet, bir İslam geleneğidir. İnsanlara istikamet üzere nasıl yaşanılabileceğini gösteren Peygamberler, dünyadan ayrılırlarken geride bıraktıklarına “müstakim” olarak kalmayı vasiyet ettiler. Onlar, sadece vasiyet etmekle kalmadılar, vasiyetin kabul görmesi için de yoğun gayret sarf ettiler. Nitekim çocuklarına “Müstakim” olarak yaşamayı vasiyet eden Yakub’un (a.s.), son sözü “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?”[1]…
[dropcap]T[/dropcap]ürkiye’de bütün toplum katmanları arasında, dünya ölçeğinde ise farklı dinlerin mensupları arasında söz konusu olan, hattâ inanmayanları da içine almaya namzet hoşgörü ve diyalog akım ve faaliyetlerinin gerçekte ne olduğu, ne olmadığı, ne olması gerektiği halâ üzerinde durulmaya değer bir konu olma mahiyetindedir. Bu akım ve faaliyetlere yapılan itirazlar da,…
[dropcap]T[/dropcap]artışılan bir konuda doğruyu ortaya çıkarmak için karşılıklı konuşmaya “Münazara”, taraflardan her birine de “Münazır” denir. Hasmını susturmak için yapılan mübahaseye ise “Cedel”, taraflardan her birine de “Mücadil” adı verilir. Mücadilin amacı her nasıl olursa olsun konuştuğu kişiyi susturmaktır. Bu yüzden onun ameliyesi, bilgi edinme yollarından kabul edilmez. Fakat münazırın…
[box type=”shadow”] Sırf hakkı kabul etmeme adına karşıdakini susturma gayret ve alışkanlığı, aklın yolunu kapayan kuruntulara yuvalık eder. [/box] Ülfetten başka insanı doğruyu bulmaktan alıkoyan faktörlerden biri de, enaniyetten kaynaklanan, cehaletin daha da katılaştırdığı bir tavır ve davranış şekli olarak, hakkı kabûl etmeme adına karşıdakini susturma gayret ve alışkanlığıdır. O…
[dropcap]F[/dropcap]aiz Yasağının Amacı Faiz yasağı, İslâm iktisadının hem ana öğelerinden birisi, hem de mâkul bir gereğidir. İslâm servetin âtıl bırakılmamasını, üretim ve yatırım dışında tutulmamasını isteyerek faiz ortamının doğuşunu engelleyici bazı tedbirler almıştır. İslâm’da temel üretim faktörü olarak “emek” kabul edilip, sermayenin risk ve zarara katlanmadan tek başına kazanç aracı…
[box type=”shadow”] Varlıkların her bir türüne dair bir ilim dalı teşekkül etmiştir. Her bir ilim, kendine ait “kanun” denilen küllî kaidelerden ibarettir. Kanun veya küllî kaidelerin varlığı, mutlak nizam ve intizama işaret eder; bu nizam ve intizamın güzelliğini gösterir. Çünkü nizamın olmadığı yerde kanun ve küllî kaide olmaz. Bu nizam…
[box type=”shadow”] Nûr-u akıl, kalbden gelir.[/box] Gözün karası gece, fakat ışıklı gece, beyazı ise gündüz, fakat karanlık gündüz gibidir. Çünkü gözün karası olmazsa beyazı ile görülmez. İnsanda dimağ, gözün beyazına ve karanlık gündüze, kalb ise gözün karasına veya göz bebeğine ve ışıklı geceye benzetilebilir. Gündüz ve gece birlikte bir günü…
Risale-i Nur’da Külli Kaideler- 1 [box type=”shadow”] Bismillâh, her hayrın başıdır. [/box] Risale-i Nurlardan Sözlerin, hattâ denebilir ki Risale-i Nurların ilk cümlesi olan bu söz, biri itikadî biri fıkhî şu iki önemli manâ ve/veya iki önemli kaideyi ihtiva etmektedir: Her hayırlı işe Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm’le başlanmalıdır. Besmelesiz başlanan işler sonunda neticesiz kalmaya…
MUKADDİME (İKİ MAKÂLEYİ HÂVÎDİR) MAKÂLE-İ ÛLÂ İlm-i fıkhın tarif ve taksimi beyanındadır. MADDE 1. İlm-i fıkh mesâil-i şer’iyye-i ameliyyeyi bilmekdir. Mesâil-i fıkhiyye ya emr-i âhirete teallûk eder ki ahkâm-ı ibâdâtdır veyâhud emr-i dünyâya teallûk eder ki münâkehât ve muâmelât ve ukûbât kısmlarına taksîm olunur. Şöyle ki Cenâb-ı Hakk, bu nizâm-ı…










