Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bütün varlığı şefkatle kucaklamış, başta insanlar olmak üzere kainat O’nun temsil ettiği rahmetten istifade etmiştir. Her güzel haslet ve ahlâkta olduğu gibi Allah Resûlü şefkatte de zirvedir. O’nun hayatının her karesi bu aşkın şefkatinin bir tecellisidir. Hayatı bir dantelâ gibi…
Etiket: Hz. Muhammed
Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) de Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicret buyurdu. O gün Medine’nin çevresi, Yahudiler ile muhât idi; Kaynuka, Kureyza, Nadır Yahudileri ve yanı başlarında Hayber saltanatları vardı. Orada o Evs ve Hazrec’den çokları da henüz iman etmemişlerdi. Yetmiş, seksen veya yüz insanın iman etmesiyle, orayı bir güven…
Muhabbet; sevgi, kalbî alâka, herhangi bir şeye veya herhangi birine düşkünlük mânâlarına gelir ki; insanın duygularını bütünüyle tesiri altına alması itibarıyla aşk, vuslat arzusuyla yanıp-tutuşma şeklinde daha derin buudlara ulaşmasına da şevk u iştiyak denir. Muhabbeti, kalbin Mahbûb-u Hakîkîyle münasebeti.. O’na karşı duyulan, önüne geçilmez şiddetli iştiyak.. gizli-açık her meselede…
Son hâdiselerin ağırlık ve boğuculuğu altında materyalist bir medeniyetin, İslâm’a, hilâle karşı ne denli kin, nefret ve intikam düşünceleri taşıdığını bir kere daha görüp yaşadık ve bir kere daha ürperip sarsıldık…Evet, görüp şahid olduk ki, biz ne kadar şirin görünürsek görünelim, kendimizi ona ne kadar yakın hissedersek edelim, Avrupa bize…
Fakir-i aşkım, miskin-i iştiyâk Bir kor saç da aşkınla bendeni yak!… Layık kıl ne olur kendi sevgine, Ağarsın ufuklarım, olsun ap-ak. Sen yakındın ben hep uzak yaşadım, Şekilde kulluğu yakınlık sandım! Taklit bendeleriydi dört bir yanım, Gördüklerime takılıp aldandım. Sönmüştü iştiyak-ı likâ çoktan, Varlıktan dem vuruluyordu…
Kast; teveccüh, îtimat, dosdoğru yürüme, bir hedef belirleyip o istikamette hareket etme, ifrat ve tefrite düşmeden itidalli düşünme, itidalli yaşama ve hep itidali takip etme mânâlarına gelir ki, lügatlere mevzu teşkil eden bu mefhumlarla erbâbının; Mahbûb-u Hakîkî olan Allah sevgisini, Allah hoşnutluğunu elde etme yolunda, O’ndan başka her şeyden kalbî…
Şu enâniyet asrında cinnet hummalarından kurtulmanın yolu, nazar dağınıklığına düşmemek ve her işi Allah için işlemektir. Bazen, farkına varmadan, gerçek kalbî derinliğimizin üstünde “görünme arzusu”, kendimizi duyurma isteği olabilir içimizde. Allah’a kendimizi ifade etmek istediğimiz zaman, kendimizi başkalarına duyurma gibi bir niyet de bulunabilir ki, bu nefis dürtüsü, bir ruhî…
Hâl; insanın kendi derinliklerinde ötelerden gelen esintilerle yaşaması ve kalb ufkunda cereyân eden gece-gündüz, sabah-akşam farklılığının duyulup hissedilmesidir. Onu insanın cehd ve gayreti olmadan, insan kalbini saran sevinç-hüzün, kabz-bast şeklinde anlayanlar, bu oluş ve sezişin devam ve istikrârına “makam”, onun zevâl bulup gitmesine de “nefsânîlik” demişlerdir… Bu itibarla, “hâl”e, bir…
Kur’an ve Sünnet ile yolunuzu test ediyor, her türlü beklentiye kapalı yaşıyor ve kendinizi sürekli sorguluyorsanız, korkmayın; Allah sizi zayi etmeyecektir!.. * Başımıza gelen bela ve musibetleri kendimize ait bir kısım hata ve kusurların neticesi olarak görmemiz, yüzümüzü Cenâb-ı Hakk’a döndürmemizi sağlar, istiğfar ve tevbeye yönelmemize vesile olur ve içimizde…
Geceler, o tertemiz siyah örtüsüyle bütün bir varlığı sarınca, bir kısım karanlık ruhlar kendilerini her şeyden kopmuş, yalnız ve garip hissederler. Oysa ki, en karanlık anlarda, en tenha yerlerde, en kimsesiz çöllerde dahi O, hep bizimle beraberdir. O gariplerin enîsi , kimsesizlerin kimsesi ve çaresizlerin çaresidir. Kırık gönüllerin inkisârını bilen,…









