[box type=”shadow” align=”” class=”” width=””]83 âyetten oluşan bu sûre, İslâmî tebliğin Mekke döneminin ortalarında inmiştir. İsmini ilk âyetinden alır. Bazılarına göre, Yâ-Sîn’in manâsı “Ey insan!” demektir. Başlıca üzerinde durduğu konular Tevhid, Âhiret ve Nübüvvet’tir. Allah Rasûlü aleyhissalâtü vesselâm, bu sûrenin Kur’ân’ın kalbi olduğunu buyurmuşlardır. O, ölü kalblere hayat verir; ölmek…
Etiket: ali ünal
“O, ölüden diriyi çıkarır, diriden ölüyü çıkarır ve (kışta) ölümünün ardından (baharda) yeryüzünü diriltir. İşte siz de öldükten sonra böyle diriltilip, kabirlerinizden çıkarılacaksınız.”- Rum,19 “O’nun âyetlerinden (varlık ve birliğinin delillerinden)dir ki, sizi topraktan yaratmıştır. Sonra da siz, çoğalan ve her tarafa yayılan insan nesli oldunuz.”- Rum,20 “Yine O’nun âyetlerindendir ki,…
“O (Rabbiniz) ki, yeri sizin için döşek (rahatlığında dayalı döşeli) bir taban kılıp, göğü de (üstünüzde bir tavan, bir kubbe gibi) bina etti. Ve gökten su indirdi de, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler bitirdi. Şu halde, (Allah’tan başka ma’bud, rab, yaratıcı, rızıklandıran, nimet veren olmadığını, olamayacağını) bile bile, (Zâtında,…
[box type=”shadow”]Peygamber Efendimiz (s.a.s.) risaletiyle kâinatın yaratılıp bu imtihan yurdunun açılmasına, getirdiği hidayetiyle ebedî saadetin kazanılmasına, kulluğu ve duasıyla Cennet’in ve ebedî saadetin icadına vesiledir. [/box] RUBÛBİYET VE KULLUK DAİRELERİ Yukarıda izahına çalışılan hakikatlere bir de şu açıdan bakılabilir: Kâinata baktığımızda iki levha, iki daire görünür. Biri, gayet muhteşem, muntazam…
[box type=”shadow”] [dropcap]B[/dropcap]ir şeyin meyvesi, yani gayesi en evvel düşünülür; demek ki, varoluşta en son olan, mânen ve düşüncede en evveldir. Zât-ı Ahmediye (sallallahu aleyhi vesellem), kâinat ağacının en mükemmel meyveleri olan peygamberlerin de en büyüğü, dolayısıyla kâinat ağacının en önemli meyvesi olmakla, ilk yaratılan, O’nun nûru olmak gerekir. [/box]…
[dropcap]T[/dropcap]ürkiye’de bütün toplum katmanları arasında, dünya ölçeğinde ise farklı dinlerin mensupları arasında söz konusu olan, hattâ inanmayanları da içine almaya namzet hoşgörü ve diyalog akım ve faaliyetlerinin gerçekte ne olduğu, ne olmadığı, ne olması gerektiği halâ üzerinde durulmaya değer bir konu olma mahiyetindedir. Bu akım ve faaliyetlere yapılan itirazlar da,…





