[dropcap]B[/dropcap]ana göre Fethullah Gülen Hocaefendi’nin düşünceleri, dar kalıplara sıkışıp kalan düşünceler değildir. O’nu farklı kılan kalplere ve ruhlara hitap etmesidir. Bu çok önemlidir. Çünkü insanın sırrı ruhundadır. İnsanın ruhuna hitap eden onu kazanır. Buradan hareketle diyebilirim ki; Fethullah Gülen Hocaefendi’nin söylemi ruha ve kalbe yöneldi. Çünkü ruh ve kalp insanın…
kocar.org
[dropcap]Y[/dropcap]ıllardır hasretle bekledik karanlığın nura teslimiyetini. Kavuştuk nihayet nur yüzlü öğretmenlere. Gözlerimizi de kamaştırdı bu, kalblere tesir eden aydınlık. Gül kokmaya başladı her taraf, çiçekler açmaya başladı. Bahçeler doldu; sarı, pembe, kırmızı ve beyaz güllerle. Güller yetiştirildi bahçevan sevgisiyle. Ama güller kalbini kanatan ayrılıkla ilk defa karşılaştı. Değerli Hocam, selâmlarımı…
[dropcap]T[/dropcap]ıp tahsiline başladığım günden bu yana, insan uzviyatındaki değişiklikleri, ve uzuvlarda eskiyen veya ölen dokular yerine yeni yeni dokuların inşa edilişinin, sırf maddi yönlerini izah eden ve açıklayan temel prensiplerini öğrenmiştim. Dokuların birçoğunu mikroskop altında inceledim. Vücudun çabucak iyileşmesi ve yarayı sarması için ona yardımcı bütün şartları tetkik ettim. Mükemmel…
[dropcap]A[/dropcap]llah’a hamdolsun ki, bu çamur-alud asrın çorak bahçelerinde nice güller, gül gibi insanlar yetiştirdi. Anadolulu iş adamlarının Moskova’da açmış oldukları bir Türk kolejinde vuku bulan bir hadiseyi hepinizin ibretlerine sunuyorum. İşte Yusuf-endam bir genç… “Üniversitesini henüz bitirmiş, genç bir Türk gencimiz biniyor uçağa ve Moskova’daki Türk kolejine gidiyor. Çiçeği burnunda…
[dropcap]O[/dropcap]smanlı Devleti’nin yıkılışının ardından İslam toplumları zor dönemler yaşamıştır. Bununla birlikte ıslah hareketleri doğmuş, bu hareketler iki farklı yöntem izlemiştir. Birincisi particiliğe dayanan siyasi faaliyetlerdir ki bu yöntemle devletin yeniden yapılanması öngörülmüş ve ümmetin kalkınmasının temel aracı olarak siyaset benimsenmiştir. Diğer yöntem ise İslam dünyasında peygamber vârisleri diye nitelendirebileceğimiz, ilim…
[dropcap]L[/dropcap]incoln Üniversitesi’nde dinler-arası eğitim üzerine doktora yapıyorum. Dinler-arası programlarda Claremont Lincoln Üniversitesi için çalışıyorum. Bir yandan da, Dinler-Arası Eğitim Dergisi’nin baş editörüyüm. Dolayısıyla, dinler-arası diyalog, hem kişisel hem de meslekî hayatımın büyük bir parçasını oluşturuyor. Hizmet Hareketi’ni ilham kaynağım olarak görüyorum. Hizmet ile tanışana kadar bunu çok fark etmemiş olsam…
[dropcap] B[/dropcap]en Türkiye gezileri, Anadolu Kültürleri festivali ve Hareket’in birçok okul, hastane ve diyalog merkezlerine yaptığım ziyaretler sayesinde, Hizmet Hareketi’ni daha iyi tanıma imkânı buldum. Benim için en değerli şey ise kendisini Hizmet Hareketi’nin bir parçası olarak tanımlayan insanları birebir tanıma fırsatımın olması oldu. Hizmet’in merkezinde yatan değerleri bu tanışıklıklar sayesinde…
Şeyh Ahmed Ziyaüddin Efendi (d. 1813 – ö. 1893), Gümüşhanevi Tekkesi’nin kurucusu. Gümüşhaneli bir tüccarın oğludur. Ahmed Ziyaüddin; İstanbul’a gelerek önce Beyazıt, ardından da Mahmut Paşa medreselerinde okudu. Bu dönemde “Kürt Hoca” lakabıyla bilinen Nakşibendi Şeyhi Abdurrahman el-Harputi’ne öğrenci oldu. 1844’te müderrislik icazeti aldıktan sonra Beyazıt Medresesi’nde ders vermeye başladı.…
[box type=”note”]Soru: Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) mübarek sözlerinde, “müslim” elinden ve dilinden emin olunan insan şeklinde tarif ediliyor. Şayet herhangi bir mü’minden –uzaktakiler bir yana– yakınları bile endişe duyuyor, elinden ya da dilinden zarar göreceklerinden korkuyorlarsa, bu, o insanın iyi bir Müslüman olmadığına dair bir işaret midir?…
[dropcap]A[/dropcap]llah’la münasebette derinleşme konusunda hiç kimse Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman, Hazreti Ali, Hazreti Hasan, Hazreti Hüseyin (radiyallahu anhüm ecmaîn) efendilerimize yetişemez. Çünkü Ashab-ı Kiram, Şems-i risalete (aleyhissalâtü vesselam) yakın olduklarından hem meseleleri kaynağından ve en doğru şekilde alıp kavramışlar hem de peygamber huzurunun insibağına mazhar olmuşlardır. -Meşrû…










