İpekten kanaviçeleşmiş satırlarıyla önümüze serilmiş ve her sayfası ayrı bir güzellik meşheri olan şu tabiat kitabını, acaba doya doya ve şuurla mütalâa edebiliyor muyuz? Güneşin kolları arasında, her mevsim ayrı bir güzellik ve görkemle nazarımıza arz edilen bu pırıl pırıl ve muhteşem kitap, her zaman başvurulacak ve dikkatle tetkik edilecek…
kocar.org
Gönlünü yüksek ideallere kaptırmış muzdarip ruhlar, bütün bir hayat boyu buhurdanlık gibi tüter dururlar. Güneşler doğar-batar; haftalar, aylar birbirini takip eder; mevsimler peşi peşine geçer gider de, onlar idealize ettikleri düşünceleri istikametinde bir başka bahar ararlar… Hep hazan görür, hazan mevsimi yaşarlar, hazan türküleri dinlerler; ama ne hâllerinden şikâyet eder ne…
Günümüzün hayat felsefesi, topyekün nesilleri, fıtrat kanunlarıyla karşı karşıya getirdi ve onlarla çarpıştırdı. Bugünün insanı, düşünceden tasavvura, tasavvurdan davranışlarına kadar, tabiiliğin karşısında ve yapmacıklarla iç içe… O, hiç düşünmeden hemen hayatın her kesiminde, fıtratı ve fıtrîliği hoyratça baltaladı ve kendini sunilik akımlarına kaptırıp gitti. Düşünüp plânlamasında, düşüncelerini sisteme koymasında; yiyip…
Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü Başkanı Vitaliy Naumkin ABD’nin Pensilvanya eyaletinde Fethullah Gülen ile bir röportaj gerçekleştirdi. Rusya’nın en popüler gazetelerinden Moskovskiy Komsomolets (MK) gazetesinde yayınlanan röportajda Rusya ve Türkiye arasında yaşanan uçak krizi, İslam dünyasındaki bölünmüşlük, laiklik, IŞİD ve terörizm konularına dair açıklamalarda bulunan Gülen, “Son zamanlarda yapılan şeyler…
İnsan düşünce dünyasına göre şekillenen bir varlıktır. O, nasıl düşünüyorsa, istidâdı ölçüsünde, öyle olmaya namzettir. İnsan, belli bir düşünceye göre, eşya ve hâdiselere bakışı devam ettiği sürece, karakter ve ruh yapısı itibariyle, yavaş yavaş giderek o düşünce çizgisinde bir hüviyet kazanır. Aslında; düşünce, niyet ve fevkalâde iştiyak, insanın özünde, çekirdekler…
Hayatın her lahzası yeni yeni hazineler elde edebilmek için bir kısım fırsatlardan ibarettir. Bu fırsatları değerlendirerek aydınlıkta yaşamak veya onları fevt ederek karanlıkta kalmak insanoğlunu şereflendirme noktasında ona bırakılmıştır. En başta hayatın kendisi de, insanoğluna bahşedilen büyük nimetlerden biridir. Hayata gelmek veya gelmemek, insanî hüviyete varlığa ermek veya ermemek elimizde…
Bizim, ileri ülkelerden, ne fizikî güç ne de manevî değerlere sahip olma bakımından herhangi bir eksiğimizin olduğu kat’iyyen söylenemez. Ne var ki zamana sözünü geçirme, onunla içli-dışlı olma ve onun her parçasını bir pırlanta gibi değerlendirmeden yana, onlardan geri, hem çok geri olduğumuz da bir gerçektir. Zaman, üzerinden geçilip gidilen…
Ümitle şahlanıp şevkle gerildiğimiz şu günlerde, semamızda kayan her yıldızın, beynimize saplanmış bir zıpkın gibi yüreğimizi hoplatmasına karşılık; daha şevkli, daha canlı olmamız gerektiğini düşünüyor ve ahd u peymanlarımızı bir kere daha gözden geçirme lüzumunu duyuyoruz: Hakk yolunda olmayı hayatımızın gâyesi bilecek; mala menala meyletmeyecektik! Ellerimiz zonklayan şakaklarımızda, milletin yolunu…
Bugün hemen herkes, geleceğin mamûreleri için formüller arayıp durmaktadır. Biz, mızrabımızı bir kere daha ızdıraplı gönüller hesabına vuracak ve “fikir çilesi!” deyip inleyeceğiz… Izdırapsız gönüllerde, zonklamayan şakaklarda, rahata alışmış ruhlarda yapılacak tembihin tesiri ne olursa olsun, bizler insanımızın gerçek manâda mutluluğa ermesini, fikir çilesiyle pişmiş şerha şerha sînelerin aydınlık düşüncelerine…










