Upuzun bir kuraklaşma ve çölleşmeden sonra tatlı tatlı bahar rüzgarlarının esip yamaçlarımızın yeşermeye başladığı, yıllardan beri kanlı bir kâbus gibi üstümüze çöken zulmetlerin bir bir dağılıp gitmeye yüz tuttuğu ve artık peşi peşine şafak emarelerinin göz kırpıp geçtiği şu günlerde, şimdiye dek ehemmiyet verip yaptıklarımızla, önemsemeyip kulakardı ettiğimiz şeyler açısından…
Kategori: Bütün Yazılar
Yıllar var ki bu millet, başka şey değil, kaybettiği aşkını, imânını yeniden kendisine iade edecek, düşüncesini sistemleştirip iradesini yönlendirecek ve millî düşüncenin yağmalandığı günden beri bir tarafta unutulmaya terk edilmiş koskoca târihî mirası ve kültür hazinelerini değerlendirecek rehber zekâlar bekliyor. Bizlerse ona, sadece, cismânî zevkler, maddî refah ve rahata giden…
Alvin Toffler, Amerikalı bir araştırmacı. Üçüncü Dalga (third wave) Yeni Güçler ve Yeni Şoklar (Powershift) adıyla Türkçe’ye çevrilen kitaplarında, dünkü ve bugünkü toplumlarla, yarının toplumunu irdeliyor. Dünyanın, tarihin, belki de en keskin virajında olduğu şu dönemde Toffler, gerçekten çok ciddî noktalara parmak basmakta ve İslâmî kaynaklarda da belli kesitleri sunulan…
Biz kimseye kin tutmayız, Ağyar dahi dosttur bize. Kanda ıssızlık var ise Mahalle vü şardır bize Adımız miskindir bizim, Düşmanımız kindir bizim. Biz kimseye kin tutmayız, Kamu âlem birdir bize. Pişrev bize Kur’an’durur, Vatan bize cennetdürür. Cehennemi Hak yandırır, O gül-i gülzardır bize. Vatan bize cennetdürür, Yoldaşımız ol Hak’durur. Hak’tan…
Millet eğer varolmak istiyorsa, kendi azmine, kendi iradesine, kendi samimiyetine ve kendi fedakârlığına güvenmelidir. Başkalarına güvenip dayanarak başkalarından merhamet dilenerek, hasım bir dünyaya itimât ederek bir yere varılamayacağı artık ortadadır. Hatta, bu vaziyette bir yere varmak şöyle dursun, bulunduğumuz durumu muhafaza etmemiz bile oldukça zordur. Ve hele karşımızda, muvaffakiyetlerimizden rahatsız…
“Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden Bir çok seneler geçti dönen yok seferinden.” Yahya Kemal İhsan O. Anar sürgünü ve sürgünlüğü tanımlarken, “Ait olduğunuz bir yerin gerçekten var olduğuna ve bizzat kendinizin de orada olmadığına inanıyorsanız, hepsinden öte, oraya erişmenize engel olan biri ya da bir şey varsa, kelimenin…
Sâyesi düşmez yere bir böyle nahl-i Tûr’sun Mihr-i âlem-gîrsin başdan ayağa nursun Târik-ı gülzâr-ı âlem mâlik-i mülk-i adem Münkirine mahz-ı mâtem mü’minîne sûrsun Sensin ol şâh kim Süleymanlar kapunda mûrdur On sekiz bin âleme hükmetmeğe me’mûrsun El benim dâmen senin ey rahmeten li’l-âlemîn Şöhretim isyân benim sen afv ile meşhûrsun…
Gözlerimde buğu buğu hayret, gönlümde ümit ve burkuntu dörtbir yanda olup bitenleri seyrediyorum. Fırtınalarla sarsılan çamı-çınarı, devrilip kendi enkâzı altında kalanı, her şeye rağmen başaklar gibi salınışlarıyla etrafa tohumlar saçanı ve darbelene darbelene ruhuyla bütünleşip ölümsüzlük kuşağına ulaşanı… Tufanları tufanların kovaladığını, dalgaları ifritten dalgaların takip ettiğini ve ardarda sarsıntıların arkasında…
Bugüne gelinceye kadar millî mefkûre ve târihî değerlerin bu kadar garip kaldığını hatırlamak mümkün değildir. Müntesiplerinin cehalet ve iradesizliği, hasımlarının azim ve cüreti karşısında gurbetlerin en acısına marûz bırakılan koskoca bir târihî da’va, kim bilir daha ne kadar zaman bu yalnızlığını yaşayacak..? Yıllar yılı cehalet ve aczini aşamayan bu dünya…
“Dediler ki: Derttir dermanın seni!..” Dermanı derdin içinde aramak lazım. Kalbi tetikleyen ve gözü açan dert, dermandır. Bu manayı dile getiren çok güzel sözler vardır: Bunlardan biri şu mısralardır: “Derd-i derunuma derman arardım / Dediler ki: Derttir dermanın senin / Dergâh-ı dildare kurban arardım / Dediler ki: Canın kurbandır senin.”…










