Amerikada Prof. Dr. Yusuf Kenan Bal ile tanışmıştık. Evine yaptığımız bir ziyaret sırasında bu yaşlı kişi, Osmanlı döneminde orta okulda kendilerine okutulan Osmanlıca dilbilgisi kitabını gösterdi. Bizim, Arap Edebiyatında Maâni, Bedi, Beyan ilimlerinde gördüklerimizin hepsi kitabın içinde bölüm bölüm vardı. Hatta tarih düşürme kısmında ebced hesabı da öğretiliyordu. Tarihî binalarının…
Kategori: Tarihi Nükteler
Çok değil yüz yıl öncesinin Ramazanlarını öğrenince, insan bir başka âlemin örtüsünü aralamışçasına hayrette kalıyor. Sanki o Ramazanlarda yaşanan insanlığın, anlayışın ve kaynaşmanın zevkini tadanlar ecdadımız değillermiş gibi şaşıp kalıyoruz. Ve meğer hakkıyla yaşandığı zaman İslami hayat, toplumu ne emsalsiz faziletlerle süslüyormuş diye düşünüyoruz… İslam’ın da, insanlığın da giderek unutulduğu…
Sevgi dili Türkçemiz, bu yıl da Dünyalı çocukların dilinden statlara sığmayan insanların gönüllerine şelaleler gibi aktı. İlk yaz rüzgârları Anadolu’ya, dünyanın dört bir yanından on beş gün boyunca gül kokuları taşıdı. Geride silinmez izler bırakarak ülkelerine döndüler. Doğu ve İslam dünyası içinde bulunduğu acıklı durumdan yavaş yavaş kurtuluyor. Dünyada üst…
İran- Irak Savaşı’nda kaybettiği kocasının biriktirmiş olduğu imkanları da çoktan tüketmiş, bir gün aç, bir gün tok yaşar hale gelmişlerdi. Kendi neyse de geride kalan üç çocuk yokluk bilmiyor, acıkınca feryadı basıyorlardı. Kerkük’ün sokaklarında ise sefalet kol geziyordu. Kim kime yardım edecek, destek olacaktı?.. Bir yanı yıkılmaya yüz tutmuş evceğizinin…
Ne ümitlerle geldikleri Bedir’de, Ebû Cehil ordusu büyük bir bozgun yaşamıştı; canını kurtaran Mekke’ye kaçmış, arkada ise yetmiş tane cansız beden bırakmışlardı. Bedir’de ölen, sadece Ebû Cehil değildi; onunla birlikte lider takımının neredeyse tamamı öldürülmüştü. Kardeşi Âs İbn-i Hişâm da onlar arasındaydı. Ebrehe’nin ordusuna benzer bir hezimetti bu; kin, nefret…
Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hz. Süleyman dervişi hemen huzuruna çağırtır ve ona sorar: -Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın? Derviş kendini şöyle savunur: -Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim…
“Bu çirkin asrın ve bu çirkin muhitin (ortamın) yegâne süsü, yegâne güzelliği sizin çarşafınız, sizin peçenizdir. Yalnız bunlardır ki; gözlere hâlâ bakmak tahammülünü, bakmak arzusunu veriyor. Niçin onlardan müştekî (şikâyetçi) gibisiniz? O mazrûfa (zarfın içindekine), bu zarftan daha muvâfık (uygun) ne olabilir? Sizi böyle gördükçe bir kadının başka türlü nasıl…
‘Abdullan bin Abbâs mutaya cevaz verdi’ iddiasını onun şu sözleri yalanlıyor: “Sübhânallâh! Ben bu şekilde bir fetva vermedim ki! Benim dediğim şudur: Mut’a tıpkı leş, kan ve domuz eti yemek gibidir. Ancak böyle bir çaresizlik anında/zaruret halinde helaldir.” Resmî görevli olarak İran’a giden bir bürokratın, otele yerleştiği ilk gece kapısı…
PUSULA İLE KIBLE Dünya tarihinin en büyük askerlerinden biri olan Prusyalı Mareşal von Moltke, denizde namazı şöyle anlatır: Bazı Türk denizcileri, küçük pusula taşırlar ve hançerlerinin başına geçirirler. Deniz üzerinde buna bakıp kıble tayin ediyorlardı… Dünya tarihinin en büyük askerlerinden biri olan Prusyalı Mareşal von Moltke (1800-1891), İkinci Sultan Mahmud…
Zaman tüm umarsızlığıyla yol alır… Söyledikleriniz unutulur… Yaptıklarınız hatırlanmayabilir. Ancak sözleriniz ya da eylemlerinizle hissettirdikleriniz kayıtlardan silinmez… Olay 14 Ekim 1998 de kıtalar arası bir uçuş esnasında gerçekleşmiş. Bir kadın, uçakta zenci bir adamın yanında oturuyordu. Durumdan rahatsızlığını belli edercesine, hostesten başka bir yer bulmasını istedi, zira öylesine antipatik birinin…










