"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Sızıntı Başyazıları

Sızıntı Dergisindeki Başyazılar

Sızıntı Başyazıları: Hazanla Gidip Baharla Gelenler

Son asırlarda, içeride ve dışarıda, millet ve ülkemiz hakkında, ne düşünülen ne de söylenilen şeyler hiç de iç açıcı olmamıştır. Bu düşünce ve söylentilere göre devlet eski güç ve aktivitesini kaybetmiş, toplum bütün bütün fonksiyonunu yitirmiş; kitlelerin çehrelerinde fevkalâde bir durgunluk, dalgınlık ve bitkinlik.. en canlı dakikaları sadece geçmişi sayıklama…

Sızıntı Başyazıları: Bir Devre Daha Kapanırken

Upuzun bir kuraklaşma ve çölleşmeden sonra tatlı tatlı bahar rüzgarlarının esip yamaçlarımızın yeşermeye başladığı, yıllardan beri kanlı bir kâbus gibi üstümüze çöken zulmetlerin bir bir dağılıp gitmeye yüz tuttuğu ve artık peşi peşine şafak emarelerinin göz kırpıp geçtiği şu günlerde, şimdiye dek ehemmiyet verip yaptıklarımızla, önemsemeyip kulakardı ettiğimiz şeyler açısından…

Sızıntı Başyazıları: Bekledikleri ve Bulduklarıyla Millet

Yıllar var ki bu millet, başka şey değil, kaybettiği aşkını, imânını yeniden kendisine iade edecek, düşüncesini sistemleştirip iradesini yönlendirecek ve millî düşüncenin yağmalandığı günden beri bir tarafta unutulmaya terk edilmiş koskoca târihî mirası ve kültür hazinelerini değerlendirecek rehber zekâlar bekliyor. Bizlerse ona, sadece, cismânî zevkler, maddî refah ve rahata giden…

Sızıntı Başyazıları: Aldatan Dünya

Millet eğer varolmak istiyorsa, kendi azmine, kendi iradesine, kendi samimiyetine ve kendi fedakârlığına güvenmelidir. Başkalarına güvenip dayanarak başkalarından merhamet dilenerek, hasım bir dünyaya itimât ederek bir yere varılamayacağı artık ortadadır. Hatta, bu vaziyette bir yere varmak şöyle dursun, bulunduğumuz durumu muhafaza etmemiz bile oldukça zordur. Ve hele karşımızda, muvaffakiyetlerimizden rahatsız…

Sızıntı Başyazıları : Hayret Kuşağı

Gözlerimde buğu buğu hayret, gönlümde ümit ve burkuntu dörtbir yanda olup bitenleri seyrediyorum. Fırtınalarla sarsılan çamı-çınarı, devrilip kendi enkâzı altında kalanı, her şeye rağmen başaklar gibi salınışlarıyla etrafa tohumlar saçanı ve darbelene darbelene ruhuyla bütünleşip ölümsüzlük kuşağına ulaşanı… Tufanları tufanların kovaladığını, dalgaları ifritten dalgaların takip ettiğini ve ardarda sarsıntıların arkasında…

Sızıntı Başyazıları: Millî Düşüncenin Gurbet Yılları

Bugüne gelinceye kadar millî mefkûre ve târihî değerlerin bu kadar garip kaldığını hatırlamak mümkün değildir. Müntesiplerinin cehalet ve iradesizliği, hasımlarının azim ve cüreti karşısında gurbetlerin en acısına marûz bırakılan koskoca bir târihî da’va, kim bilir daha ne kadar zaman bu yalnızlığını yaşayacak..? Yıllar yılı cehalet ve aczini aşamayan bu dünya…

Sızıntı Başyazıları: Sevgi

Sevgi, dünyaya gelen her varlıkta en esaslı bir unsur, en parlak bir nur, en büyük bir kuvvettir ve bu kuvvetin yeryüzünde yenemeyeceği hiçbir hasım yoktur. Sevgi evvelâ bütünleşebildiği her rûhu yükseltir ve ötelere hazırlar. Sonra da bu ruhlar sonsuzluk adına doyup duydukları şeyleri bütün gönüllere hâkim kılmanın kavgasını vermeye başlarlar.…

Sızıntı Başyazıları: Kaos ve İnanç

Bugüne kadar yeryüzünde, hemen her devirde, değişik çap ve buutlarda kargaşalar meydana gelmiş, kargaşaları kargaşalar takip etmiş, dağlar cesâmetinde çalkantılar olmuş; insanlık defaatle sarsılıp defaatle ümitsizlik ve hayal kırıklığına uğramış.. bu vahşetzâra geldiğine elli defa pişmanlık duymuş ve inlemiştir. -Bilmem ki gelmemesi elinde miydi..!- Sonra da çalkantılar dinmiş, her yanda…

Sızıntı Başyazıları: İlmin Putlaştırılması

Günümüzde modern ilim ve teknolojik gelişmeler, insanoğlunun gözlerini öylesine kamaştırdı ki, artık o, iki adım ötesini görememekte, ilim ve teknolojinin dışında hiçbir şeye tam güvenememekte, güvenmek bir yana; mevcut teknik imkânlarla her müşkülünü yenip, her problemini çözebileceğine inanacak kadar çarpık kanâatler taşımaktadır. Böyle bir aşırılığın, insan-oğluna neye mâlolacağını kestirmek zor…

Sızıntı Başyazıları: Yararlı Ruhlar veya Vicdan Topluluğu

İnsanoğlu varedilip bu âleme gönderilirken, iyi-kötü, güzel-çirkin, yararlı ve zararlının nüvelerini de beraberinde getirmiş ve bunlardan bir bölümüne mâhiyetinde çimlenip gelişme hakkını vermiştir. O günden bu güne de insan mahiyetinde, geceler gündüzlerle iç içe; kömür, elmasla yanyana; aydınlık, karanlığın arkasında; kin ve nefret, sevgiyle yaka paça; hürriyet, esarete karşı bitmeyen…