Genişleme, yayılma, içte derinleşme ve kendi tabiatını aşma mânâlarına gelen inbisât; erbâbınca, şer’î hudutlar çerçevesinde, gönlün herkese açılması, tatlı dil ve güler yüzle hoşnut edilebilecek herkesin hoşnut edilmesi.. ve Allah’la münasebet açısından da havf ü recâ halîtası bir hâletin, insan benliğine hükmetmesinden ibarettir ki, bu seviyeye ulaşan kalbler, huzurda bulunmanın…
Ay: Şubat 2017
Ortaasya’daki kıpırdanışlar, birkaç asırdan beri rûhunu yitirmiş, paramparça olmuş bir milletin yeniden diriliş hareketleridir. Bu mübârek topluluk şu anda, can damarını koparan, kanını emen hasımlarını tanıma, bir esaret tasması gibi boynunda taşıdığı zincirleri kırma ve özüyle bütünleşip “kendi olma” mücâdelesini vermektedir. Bu mücâdele ve onun stratejisi ne seviyede olursa olsun,…
Devirler değişse de cevirler değişmediği için yine akla gelmedik iftiralar, karalamalar ve itibarsızlaştırmalar gündemde idi. Bir talebesi “Efendim son hadiseler…” deyince, Üstad Hazretleri, “Evet, dedi, ‘Beyannameyi bahâne ederek, Kur’an’ın fedakâr talebelerine insafsızca hücum ediyorlar. Yayınlanan tekzip mektubunda kanunî suç mevzuu olabilecek hiçbir şey, hatta hiçbir kelime dahi yoktur. Sadece efkâr-ı…
Şu enâniyet asrında cinnet hummalarından kurtulmanın yolu, nazar dağınıklığına düşmemek ve her işi Allah için işlemektir. Bazen, farkına varmadan, gerçek kalbî derinliğimizin üstünde “görünme arzusu”, kendimizi duyurma isteği olabilir içimizde. Allah’a kendimizi ifade etmek istediğimiz zaman, kendimizi başkalarına duyurma gibi bir niyet de bulunabilir ki, bu nefis dürtüsü, bir ruhî…
Hemen her seviyedeki insanın, değişik buudlarda yaşama yörüngesi içine girip onu tesir altına alan “kabz u bast”, yaşadığı hayatın şuurunda olan ve hayatını duyarak yaşayan hemen her ferdi alâkadar eder. Kabz; tutulma, derdest edilme, avuç içine alınma, can çıkacak hâle gelme; ya da insanın, mânevî feyizlerin kesilmesi ve mâhiyetindeki boşlukları…
Uzun yıllardan beri mutluluk ve insanca yaşamanın rüyâ ve hülyâlarıyla avunup duran, fakat onu bir türlü tahakkuk ettiremeyen tâli’siz milletlerin başında hiç şüphesiz Ortaasya Türklüğü gelir. Bir taraftan yıllar ve yıllarboyu devam edegelen hâricî baskılar, ‘tegallübler, esâretler, tahakkümler, mezelletler’ ve akla-hayâle gelmedik oyunlar, utandırıcı rezâletler; diğer yandan da, bu dünyânın…






