"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ey Âsîler Melcei! – Mevlâna Halid-i Bağdadî

[dropcap]E[/dropcap]y âsîler melcei! Ben himâyene geldim,

Ancak sayısız hatâ, huzûruna getirdim.

[dropcap]D[/dropcap]alâlet sahrasında dolaştım senelerce,

Şimdi yüzüm, hidâyet güneşine getirdim.

[dropcap]B[/dropcap]u dağın eteğinden çok hoş koku geliyor,

Dersin ki, nesîm-i subh, bûy-ı yâr getiriyor.

[dropcap]T[/dropcap]oprağından kalbimin yaraları düzeldi,

Teâlâllah hangi misk, bu devayı veriyor.

[dropcap]V[/dropcap]asl-ı dost hilâlinden her an nişan belirir,

Atın ayağından ki, sana doğru kopuyor.

[dropcap]N[/dropcap]ereden gelir bilmem, yalnız şunu bilirim,

Tablâ-ı attârdan hep güzel koku geliyor.

[dropcap]G[/dropcap]ece-gündüz nişanı aradan kalktı, çünkü,

Arkası kesilmeden dâima nûr geliyor.

[dropcap]O[/dropcap], misk gazellerinin en üstünü değilse,

Yâ niçin bu topraktan eşsiz koku geliyor!

[dropcap]Â[/dropcap]lemin maşukunun zuhur yeri burası,

Misâlini anlatmak, akla çok zor geliyor.

[dropcap]S[/dropcap]aatte bir an eğer, o can zuhur ederse,

O yerden mahşere dek, gül kokusu geliyor.

[dropcap]H[/dropcap]er menzilde göründü ayağından bir nişan,

Ülül-ebsâr gözüne, ondan sürme oluyor.

[dropcap]P[/dropcap]eygamberler, boynun bendleri olup da,

O’na göstermek için, salınarak yürüyor.

[dropcap]K[/dropcap]anlı yaşım damlası Cem yüzüğünün taşı,

O’na kavuşmak şevki, gözden kan yağdırıyor.

[dropcap]U[/dropcap]yan gönül, ezelî güzel zuhuru burda,

Bitmez tecelli burda, hûşyâr kalbe oluyor.

[dropcap]R[/dropcap]ü’yâda görmediğim, uyanıkken elverdi,

Se’âdetime bak ki, uyanıkken geliyor.

[dropcap]H[/dropcap]âlid, sözü kes artık, sabah rüzgârı ile,

Kûy-i Ahmed muhtârın, bûy-u hâki geliyor.

[dropcap]L[/dropcap]î me’allah emîni, mâ evhâ sır mahremi,

Vasfını söyleyemem, izaha zor geliyor.

[dropcap]L[/dropcap]eamrük tahtı şahı levlâke şehsuvân,

Adâlet sahibi Hak, seni çok medhediyor.

[dropcap]A[/dropcap]yağını öpmekle, yer Arş’tan üstün oldu,

Bedbaht olan zavallı bunu inkâr ediyor.

[dropcap]C[/dropcap]elâlin sarayından saf olmuş meleklere,

Kapıdan, pencereden “Açıl!” sesi geliyor.

[dropcap]N[/dropcap]e büyük saraydır ki, en ednâ kölesinden,

Şehinşâhi cihâna, hicâb ve ar geliyor.

[dropcap]A[/dropcap]şağı mertebenden fikir kuşu Arş’a dek,

Çıkar, maksada ermez, ağzından kan geliyor.

[dropcap]A[/dropcap]yağın öpmek aşkı, feleği mecnûn etti;

Bunun için dâima, böyle dönüp duruyor.

[dropcap]Y[/dropcap]olunda, inatçıdan kalbine diken batar;

Gülçine, gül dikeni nasıl acı geliyor.

[dropcap]Z[/dropcap]ülfünün teli için kavgaya girişirim,

Nerde en güzel miskten bir bahis açılıyor.

[dropcap]Ö[/dropcap]yle bir pâdişâh ki, O’nu anlatmak için,

Arş-ı a’zamdan ancak eşsiz inci geliyor.

[dropcap]S[/dropcap]açının teli, tesbih san’atını yok eder;

Güzelliğin yazıya ve şiire sığmıyor.

[dropcap]A[/dropcap]kıl O’nu övmekte çok sıkıntıya düştü,

Maazallah mümkün mü, o bu kadar anlıyor.

[dropcap]O[/dropcap]’nu hulkuyla övmek, abes iştigal olun

O’nu hakkıyle öven, ancak Rabbi oluyor.

[dropcap]Â[/dropcap]lemi bir zerreye sığdırmak mümkün olur.

O’nu sözle anlatmak, bundan da zor geliyor.

[dropcap]B[/dropcap]ir zât ki hürmetine var oldu iki cihan,

Her yüksekten yüksektir desem, ne kâr yeriyor.

[dropcap]K[/dropcap]albindeki esrârdan Cebrâil âgâh olmaz,

Gerçi kalbin şak için bir anda yüz kez geliyor.

[dropcap]B[/dropcap]u mevsimde sahrayı boşuna geçme, hacı!

Kâ’be, şimdi Ravdâ’yı, tavaf için geliyor.

[dropcap]A[/dropcap]f edici ve kerîm ve o kadar cömerttir,

Sudan inci; taşdan cevher, dikenden gül geliyor.

[dropcap]E[/dropcap]ğer gül bahcesinde O’ndan bahsedilirse,

Mütebessim dudağın, herkes gonca buluyor.

[dropcap]P[/dropcap]eygamberlerin bile âh eyledikleri gün,

Hüsn-i iltifâtıyla, halâs mümkün oluyor.

[dropcap]G[/dropcap]ah ay iki şak olur, parmağın hünerinden,

Gah parmağı dibinden, berrak sular akıyor.

[dropcap]S[/dropcap]aç kıvrımını teşbih Çin miskine, hatâdır,

Bu her yaraya merhem, oysa yara ediyor.

[dropcap]S[/dropcap]âdece dağ geyiği, O’nu tasdik etmedi,

İ’câzını kara taş bile ikrâr ediyor.

[dropcap]U[/dropcap]zun yolu, bir anda gitti ve geri geldi,

Akl üstadına bunu, ölçmek çok zor geliyor.

[dropcap]M[/dropcap]elekler sidreye dek, yolunda saf olmuşlar;

Müjde, dikkatle bakın! Seyyid-i muhtâr geliyor.

[dropcap]A[/dropcap]baya yüzünün güneşi zâhir olsa,

Yûsuf, can pahasına bu pazara geliyor.

[dropcap]H[/dropcap]icrinden odun ağlar, sen ise ölmüyorsun,

Merd isen, bu yaşaman, sana çok ar geliyor.

[dropcap]B[/dropcap]oy ve yüzünü teşbih olamaz taze güle,

Bu uygunsuz fikirden, akıl çok mahcûb oluyor.

[dropcap]G[/dropcap]üneş nûr saçıyorsa, O’nun nûrlarındandır,

Güldeki ter damlam, gül yüzünden geliyor.

[dropcap]Y[/dropcap]üzünden parlıyan nûr, aşkından cezbe olur,

Yalvarmak âşıktan ve nâz maşuktan oluyor.

[dropcap]V[/dropcap]adi Eymen ağacı tesellisi O’ndandır,

Tûr’da Mûsâ’nın Hakla talebi, Ondan geliyor.

[dropcap]K[/dropcap]uvvetinden bahsetmek faydalıdır; kısaca,

Eli yeninden çıksa, pençe-i kahhâr oluyor.

[dropcap]C[/dropcap]ûdunda, bulut kendine ağlasa yeridir;

Köpüğü yüzbinlerce, deryalara gülüyor.

[dropcap]İ[/dropcap]hsânından toprağa bir damla damlar ise,

Çorak toprak her yandan, taşıp deniz oluyor.

[dropcap]B[/dropcap]u işte gâfil âlim, vâsıtayı görmeyip,

Yanılıp, bunlar, dönen felekten olur diyor.

[dropcap]P[/dropcap]ak sinesi sırrından “Elem Neşrah” verir haber,

Bunu bil yeter, Esrâr ma’deni O oluyor.

[dropcap]M[/dropcap]ahşer günü mevkıfte eğer zâhir olmasa,

Nebilerde cesâret, kalması olurdu zor.

[dropcap]P[/dropcap]erdeni kaldırmakla, Cebrâil pek övünür,

Bu devlet meleklerde O’na nasîb oluyor.

[dropcap]O[/dropcap]’nu vasfetmek bundan daha yüksektir amma,

Daha yüksek söylersem, ağyar inkâr ediyor.

[dropcap]M[/dropcap]elekler meclisinde, üstün insandan bahis,

Olursa, önce Muhacir, sonra Ensâr geliyor.

[dropcap]D[/dropcap]üşmanı yıkan mertler, konuşulsa bir yerde,

Hepsinde Peygamberin, evsâfı söyleniyor.

[dropcap]C[/dropcap]ömertliğinden utan, sen ey Hâtem-i Tâî,

Ki O’nun Esbâbının, işar bahsi geçiyor.

[dropcap]Î[/dropcap]mân sermâyeleri, başka kimsede yoktur,

Ebrârın kitabında, önce onlar geliyor.

[dropcap]Y[/dropcap]ârı Sıddîk-i Ekber ki, şânında Kur’ân’da,

“Sâniyesneyni iz hümâ fil gâri” bildiriyor.

[dropcap]H[/dropcap]ep melekler örtündü, yamalı hırkasından,

Birbirine Allahın, rızâsın müjdeliyor.

[dropcap]S[/dropcap]anma ta her muhabbet, böyle olur yâr için,

Ayağını yılanın, ağzına sokuyor.

[dropcap]A[/dropcap]zametinden şeytan, kaçıyor sinek gibi,

Ondan başka böyle iş, kimden zuhur ediyor.

[dropcap]İ[/dropcap]lim, hilim, adâlet ve fadl, ma’rifet ve kemâli,

Akıl anlayamayıp, hayret içre kalıyor.

[dropcap]M[/dropcap]edh olunmaz hiç biri, kalemi kenara koy,

Çünkü sıra Allahın arslanına geliyor.