[dropcap]K[/dropcap]ul hakkı, hiç şüphesiz en fazla sıkıntı çektiğimiz konuların başında geliyor. Çünkü hepimiz hayatın gereği yüzlerce insanla karşılaşıyor, alışverişlerde bulunuyor, onlara bakıyor ve konuşuyoruz. Hal böyle olunca da kul haklarımıza her gün bir yenisi ekleniyor.
Kul hakkına girmemek için ne gibi tedbirler almalıdır?
1. Mümin kendi yaratılış gayesi doğrultusunda bir hayata yönelmeli ve asla haksızlığa meyletmemeli.
2. Allah’ın bütün insanlık için mukaddes saydığı özellikler ve kutsallar karşısında saygıda kusur etmemeli.
3. Arkadaş ve dost çevresini çok iyi seçmeli.
4. Bir iş yapacağı durumlarda mutlaka istişare etmeli.
5. Bütün iş ve davranışlarında hakkaniyeti gözetmeli, bir yanlışlığa mahal vermemek için yaptığı işleri, verdiği sözleri bir bir yazmalı. Allah Resûlü’nün nasihatini tutarak sağ elinden yardım istemeli (yani yazmalı).
6. Kâinatın bütün insanlığın ortak malı olduğu şuuruyla hareket etmeli ve asla israfa meyletmemeli.
7. Kâinatın olduğu gibi vücudunun da kendisine bir emanet olduğunu aklından çıkarmayarak onu Hâlık’ının istediği şekilde meşrû yerlerde kullanmalı, vücûdunu Mûcid’ine feda etmeli.
8. Her hâl ve durumda, saf ve temiz vicdanına danışmalı, nefsî hareket etmemeli. Zoruna gitse bile hakkı vermenin Allah ve Resûlü’nün hoşuna gideceğini, onların ancak bu durumdan razı olacaklarını bilmeli.
9. Çevresiyle ve iletişime geçtiği insanlarla mutlak surette samimiyetle, iyi niyetle, açık yüreklilikle iş görmeli, konuşmalı. Kendisini açık ve net ifade etmeli.
10. İki yüzlülük, riyakârlık yapmamalı, fitnenin her türlüsünden her zaman uzak durmalı.
11. Sû-i zanna, gıpta ve hasede sebep olabilecek durumlardan da mutlak surette kaçınmalı.
12. Hakkın azının çoğunun olmayacağını bilmeli ve bunu hayatına düstur edinmeli, sahiplerinin izin ve rızaları olmadan bir yudum suyu içmemeli, bir terliği ayağına geçirmemeli, bir çekirdeği bile yememeli.
13. Kendini hiç kimseden üstün görmemeli, kibir ve enaniyetten mümkün mertebe kaçınmalı. “Ben konuşmalıyım, benyapmalıyım, önce ben girmeli, ben yemeliyim.” dememeli, halk içinde insanlardan bir insan olarak davranmalı.
14. Sinirlendiği, gadaplandığı durumlarda Allah için bu öfkesini yutmalı, sabırlı olmalı, hemen bağırarak kalp kırmamalı.
15. Ailesine, çevresine, akrabalarına, çoluk çocuğuna karşı sevimli olmalı, onların haklarını gözetmeli. Sorumluluklarını bi hakkın yerine getirmeli.
16. Bütün bir milletin haklarının olduğu muhtemel durumlarda çok daha dikkat etmeli, söz gelimi kaçak elektrik kullanmamalı, hakkının olmadığı durumlarda hak talep etmekten uzak durmalı.
17. Efendimizin, şüpheli şeylerden uzak durulması gerektiği ile ilgili tavsiyesini (Buhârî, İman 39; Müslim, Müsâkât 107) kendisine düstur edinerek şüpheli şeylerden olabildiğince kaçınmalı.
18. Çalıştığı yerin malzemelerine kendi malı gibi dikkat etmeli, boş ve gereksiz kullanımlardan kaçınmalı. Mesaisine dikkat etmeli.
19. Yanında eleman çalıştırıyorsa, yediğinden yedirmeli, giydiğinden giydirmeli, onlara kendi aldığı ve kullandığı şeylerden alma imkânı sunmalı. Sosyal haklarına dikkat etmeli, çalıştırdığı insanların emeklerinin karşılığını vakit geçirmeden takdim etmeli.
20. Haramın her türlüsünden kaçınmalı, haram sözü, haram bakışı, haram adımı, haram lokmayı reddetmeli. Zira bunların her birisinin altından kalkılmayacak kul haklarını da beraberinde getirdiğini bilmeli, bu bağlamda gıybetten de uzak durmalı.
21. Özellikle günümüz iletişim dünyası dikkate alınarak her türlü dijital veya dijital olmayan yayınları, CD, DVD, kaset, Mp3 v.s her türlü eserleri, kitap ve basılı eserleri kullanırken, okurken, dinlerken mutlak surette dikkat etmeli. Telif gereki- yorsa ücret verilerek alınmalı.
22. Gerçek anlamda hak edilmeyen her türlü şüpheli durumdan kaçınılmalı, uzak durulmalı. Kendi çaba ve gayreti dışında, yasak olmasına rağmen dışarıdan yardım alınarak kazanılan sınav ve mülakatların bir başkasının hakkına müdahale olduğunu akıldan çıkarmamalı.
23 Özellikle esnaf ve tacirler, alıp verirken hesaplarına, ölçü ve tartılarına son derece dikkat etmeli, halkı kandırarak, ayıplı mal vererek onları zarara uğratacak her türlü çabadan mutlak surette kaçmalı.
Çok Önemli Bir Haslet: Helâlleşme
Gördüğümüz her insan, arkadaşımız, eşimiz, dostumuz, arkadaşımız, iş arkadaşlarımız v.s son gördüğümüz insan olabilir, herkesi son görüşümüz olabilir. Biz bu insanlarla hayatı paylaştık, güldük, yedik, içtik, konuştuk v.s… Okulda öğretmenimiz, iş yerinde işçimiz, patronumuz, evde anne babamız veya çocuklarımız, mahallemizde her gün ekmek aldığımız fırıncımız, lokantacımız, polisimiz, bindiğimiz minibüs veya otobüsümü- zün şoförü olabilir. Ve içinde bulunduğumuz an, onları son görüşümüz olabilir. “Hakkını helâl et!” ifadesini gönlümüzden gele gele sürekli söyleyebilmeliyiz. Her fırsatta, iletişim içerisine girdiğimiz her insana mutlak surette teşekkür etmeli ve helâllik istemeli, bunun için ısrarcı olunmalı ve mutlak surette “helâl olsun” ifadesi duyulmalı.
Ahmet Kerem Sever’in ” Kul Hakkı ” adlı kitabından
[tweet] [facebook] [pinterest] [Google]
