Kur’ân-ı Hakîm’de tevhidle ilgili mesajlar çoğu kere adı tevhidle özdeşleşmiş İbrahim (a.s.)’ın diliyle insanlara duyurulur. Hususiyle Şuara sûresinde, bir biri ardınca onun lisanıyla dört gerçeğe dikkat çekilir. Şimdi bu hususların izahına geçmeden bu âyetleri mealen arzedelim: “(Sizin o Rab olarak bildiğiniz) putlarınız, benim düşmanımdır; (benim Rabbim), âlemlerin Rabbidir ancak. O’dur…
kocar.org
Aynalarda seni hissediyorum, Hayal ırmağının çağıltısında Umutların mecnun parıltısında Rüyalarda seni hissediyorum… Ey dost en güzelin nakışındasın, Nurun karanlığa akışındasın, Bir denizin şehla bakışındasın Dalgalarda seni hissediyorum… Şuledar eyleyip sundun elini, Tayfuna çevirdin sevda yelini, Tutuşturdun yüreğimin külünü, Nevalarda seni hissediyorum… Yürürken gecenin kalbine doğru, Gönlümden beynime vuruyor ağrı, Yalnızlık…
Diyalog, sadece dini sorunlarla at başı giden kültürel bir iştir. Çünkü bu dini meseleler, sahipleri tarafından “mutlak tartışılamazlar” olarak kabul edilen, imani tutum ve faraziyelerle ilgilidir. Bununla birlikte diyalog, beşeri hayatın diğer boyutlarıyla da ilgilenmektedir. Diyalog süresince, kültürler ve topluluklar arasındaki güç dengesi, bunların yaşam biçimleri ve düşünceleri kendini gösterir…
Ey Kardeşlerim! Sizler biliyorsunuz ki; bizim mesleğimizde benlik, enâniyet, şan ve şeref perdesi altında makam sahibi olmaktan, öldürücü zehir gibi ondan kaçıyoruz. Onu ihsas eden hâletten şiddetle içtinap ediyoruz. Elbette, burada, altı-yedi sene gözünüzle ve yirmi seneden beri tahkikatınızla anlamışsınız ki ben şahsıma karşı hürmet ve makam vermek istemiyorum. Sizleri o noktada şiddetle tekdir…
[box type=”shadow”]Cennet olmazsa, Cehennem tâzip etmez. [/box] [box type=”shadow”]Zaman ihtiyarlandıkça Kur’ân gençleşiyor, rümuzu tavazzuh ediyor. Nur, nar göründüğü gibi, bazan şiddet-i belâgat dahi mübalâğa görünür. [/box] [box type=”shadow”]Hararetteki merâtip, burudetin tahallülüyledir. Hüsündeki derecat, kubhun tedahülüyledir. Kudret-i ezeliye zâtiyedir, lâzımedir, zaruriyedir. Acz tahallül edemez, merâtip olamaz, herşey ona nisbeten müsavidir. [/box]…
-Nasıl ki dua külliyet kesbedince kabule karîn olur (bir duaya ne kadar çok insan yürekten katılırsa, o dua kabul edilmeye o ölçüde yaklaşmış olur), ümitler de inzimam edince (pek çok insanın ümidi aynı çizgide buluşup birbirine ilave olunca) o da kabul adına çok önemli bir mana ifade eder. -Bugüne kadar…
Bir gün aziz Hocamız (Fethullah Gülen Hocaefendi), çocukların ibadete alıştırılması mevzuunu anlatırken şöyle demişti: “Çocuk namazda titreyen bir baba, secdede ağlayan bir anne görmeli. ‘Babacığım niye titriyordun; anneciğim sen niçin ağlıyordun?’ deyince, ‘Oğlum, Allah karşısında titrenir; yavrum, Rahmeti Sonsuz’un nimetlerine şükür duygusuyla alın yere konurken gayr-ı ihtiyarî ağlanır. Çok defa…
Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hz. Süleyman dervişi hemen huzuruna çağırtır ve ona sorar: -Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın? Derviş kendini şöyle savunur: -Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim…
Öyle bir dönemi idrak ediyoruz ki, toplum çatırdıyor. Hesap verilecek duygu düşüncesinden uzak gününü gün etme sevdasındayız. Sanki ebedi burada yaşayacakmışız gibi davranıyoruz. Türk toplumunun o muhafazakâr yapısından eser kalmadı gibi. Saygı aldı başını gitti. Sevginin nerede olduğunu bile hatırlamaz olduk. Öyle bir haldeyiz ki, gerçekten kıyamet alametlerinden diyecek kadar…
Bâd-ı hazân esti bağlar bozuldu Gülistânda katmer güller mi kaldı? Şecerler kırıldı bârlar üzüldü El atacak dahî dallar mı kaldı? Bir sel aldı sahrâları bürüdü Ağaçlar kurudu kökler çürüdü Erler yüreğinde yağlar eridi Hasb-i hâl edecek kâller mi kaldı? Bozuldu dünyanın bâğ u bostânı Zâğ-ı siyeh yaktı bu gülistânı…










