"Enter"a basıp içeriğe geçin

Bir Balarısının Hayatı

[dropcap]B[/dropcap]alarısı, ortalama 2 ay kadar yaşar. Hayatının başında bir noktadan az daha büyük bir yumurtacık şeklindedir. 4’üncü gün bir larvadır (kurtçuk). Bu dönemde günde ortalama 1300 öğün yiyecek yer. Kovandaki  ablaları tarafından hazırlanan, vitamin ve protein bakımından oldukça zengin bir tür pelte veya macunla beslenir. Ağırlığı, her gün beş katına çıkar. Çevresindeki sıcaklık 35° civarındadır ve bu sıcaklık, yine ablaları tarafından sağlanır.

7nci gün pelte veya macun yerine bal ve polenle hazırlanan bir yiyecek yemeye başlar.

9 uncu gün içinde bulunduğu hücrenin tavanı balmumu ile kaplanır. Ertesi gün (10. gün) etrafına ipekten bir koza örer. Artık bir pupadır.

İkinci haftanın sonunda balarısına benzemektedir. 20’nci günde ise, dokunma ve koklama duyusu vazifesi gören antenleri bulunan başı, 3 ü başın üst bölgesinde, daha büyük olan 2’si yanlarda olmak üzere 5 gözü, su ve nektar emmek için dili, ayrıca çeneleri, bacaktan. kanatları ve kendisini korumada kullandığı sokacı ile tam bir arıdır artık. Karnı, hem sindirim hem de boşaltım vazifesi görecek şekilde tanzim edilmiştir. Kovandaki çok hassas ve titizlikle uyulması gereken iş bölümüne göre çalışmaya başlar. İlk işi temizliktir. 2 gün sonra, 4-6 günlük larvalara bakan bir bakıcıdır. Bu iş için vücudunda bir bez çalışmaya başlar. Ablalarının kendisine verdiği polenlerle larvaları besler.

26’ncı gün pelte üretmeye başlar ve bunları, her gün 1300 öğün yemek alması gereken larvalara verir. Birinci ayın sonunda, ablalarının çiçeklerden topladığı nektarlardan bal üreten bir aşçıdır. Bal su, sakkaroz ve glukozdan oluşur ve vitamin bakımın an son derece zengindir. Ayrıca, karbonhidratların sindirimi için enzimler ihtiva eder.

Bir petekte her gün binlerce arı ölür ve binlercesi doğar. Bu, o kadar düzenli ve sistemlidir ki, hiçbir karışıklık görülmez. Arı toplumlarında kraliçe arı yumurta yapar. Kendilerinden dişi arıların çıkması için günde ortalama 2000 yumurta üretmesi gerekmektedir. Bazı dişi arılar onu beslerken, o da, onlara ürettiği bir yiyecek maddesinden tattırır. Bu maddeden tadan dişi arılar peteğin etrafında döner ve bütün dişi arıların aynı maddeden tatmasını sağlarlar. Bu, üremede bir nevi planlama vazifesi görür. Dişi arılar, bu maddeden tatmadıkları gün, hep birlikte yumurta yapmaya başlarlar. Bu yumurtalar döllenme sonucu olmadığı için, onlardan ancak erkek arılar çıkar. Erkek arıların ise kraliçe arıyı döllemekten başka vazifeleri yoktur. Bu bakımdan, sayıları oldukça sınırlıdır.

35’inci gün balarısının vücudunda yeni bir fabrika devreye girer. Karnının alt ve geri bölümünde yer alan bu fabrika balmumu üretir. O, bu bal mumunu orta bacaklarındaki küçük çubuklarla toplar, çiğner ve petek hücresi yapımında kullanır. Hücreler, altıgen şeklindedir; çünkü içlerine, kendilerini inşada kullanılan balmumu miktarına oranla mümkün olan en fazla bal depo edilmelidir. Ayrıca, altıgen, haricî etkilere karşı en dayanıklı şekildir. Bir petekteki arılar, yarım kilo balmumundan 35.000 hücre üretir ve bunların içine 10 kilo bal depo ederler. Yarım kilo balmumu üretmek için de 3,5 kilo bal tüketmeye ihtiyaçları vardır. Hücreleri, ihtiyaca göre farklı şekillerde yaparlar. Onları yaparken de yerçekimini dikkate alırlar. Söz gelimi, içlerinde dişi işçi arıların yatay olarak durdukları hücreler dikey bir katman oluştururken, içlerinde geleceğin kraliçe arılarının dikey olarak durduğu hücreler ise yerin yüzeyine paraleldir. Erkek arıları barındıran hücreler ise, dişi arılarınkinden daha büyüktür.

37 nci gün, balarısı peteği terkeder ve dış dünya hakkında bilgi edinmek için onun etrafında uçmaya başlar. Kuşların aksine arılar kanat çırpmaz. Uçmaya başlarlarken kanatları bir saniyede 250 tam devir yapacak şekilde otomatik hareket eder ve arıların vücutlarını hava akımına ayarlayacak biçimde belirli çizgiler yaparak kıvrılır. Havada bir 8 işareti yaparlar. Yine kuşların aksine vücutları, kanatlarının büyüklüğüne oranla ağırdır. Arılar, çiçeklerden nektar (bal özü) topladıklarında bu ağırlık daha da artar. Buna rağmen saatte 15 km yol alabilirler. Uçmaları gibi, inmeleri de mucizevîdir. Yine kuşların tersine olarak, inmeden önce hızlarını düşürmek mecburiyetinde değildirler. Bacaklarının uçlarının sağladığı imkânla, havada uçarken birden istedikleri yere konabilirler.

Baları sıran 38’inci günündeki vazifesi peteğin girişinde nöbet tutmaktır. Başka hiçbir varlık, hattâ o topluma ait olmayan başka herhangi bir arı, peteğe giremez. Her bir arı toplumunun kokusu ayrıdır ve arılar birbirlerini kokularından tanırlar. Peteğin girişi, o topluma ait koku ile işaretlenir.

41’inci gün, ortada artık her bakımdan mükemmelleşmiş bir balarısı vardır Vücutta peke ve balmumu üreten fabrikalar durmuştur. O, bundan sonra günlerini bal özü toplayarak geçirecektir. Çiçekler, renkleri ve kokularıyla arıları çekerler. Onlar, sanki arıların inmesi için platform vazifesi görecek şekilde hazırlanmış yapılara sahiptir. Bu yapıların üzerine inen arılar, dillerini çiçeklerin merkezindeki bal özü kaynağına daldırırlar. Bu esnada, çiçeklerdeki polenler, arıların vücudundaki çok küçük çubuklara benzeyen tüylere yapışır. Arılar, bu polenlerden bazılarını ziyaret ettikleri diğer çiçeklere bırakır ve böylece çiçeklerin döllenmesine yardımcı olurlar. Onlar, çiçekleri rastgele dolaşmazlar. Önce hangi tür çiçekleri dolaşmışlarsa, aynı çevredeki aynı tür çiçekleri dolaşmaya devam ederler.

Arılar, günde 20.000 civarında çiçeği dolaşır. Topladıkları bal özünü karınlarında, polenleri ise arka bacaklarındaki sepetlerde depo ederler. Bu yüklerinden dolayı dönüşleri zor olduğu için, arı yolu denilen kestirme ve doğrudan bir yolu takip ederler. Bilmedikleri yerlerden geçseler bile, daima bu doğrudan ve kestirme yolu izlerler. Bu yolu bulmak, onlar için son derece kolaydır. Güneşin bulunduğu yer ve konum, onlara yönlerini tayinde yardımcı olur. Güneşin bulunduğu konumun değişmesi, onlara yolu şaşırtmaz; çünkü günün her saatinde güneşin yerini ve konumunu kolaylıkla hesaplar ve atmosferi kutuplaşmayı kullanarak, göğün herhangi bir yerinden gelen en hafif bir ışıkla bile güneşin yerini kolayca tesbit edebilirler.

2 aylık bir ömrün sonunda, bir balarısı 2000 km’den fazla yol almış ve 50 gram bal üretmiştir. Bu miktar, asla küçümsenmemelidir, çünkü bir kovandaki arı nüfusu, günde 200.000 uçuş yapar ve 1 kilo bal üretir. Dünyadaki bütün insanlar bir araya gelse ve imkanlarını birleştirseler, 1 gram bal bile üretemezler.

Açıktır ki, mutlak ilim, kudret ve irade sahibi Cenab-ı Allah’tan başka hiçbir varlık, bu varlık veya varlıklar bazılarının isimlendirmesiyle hepsi de kör, sağır, şuursuz, ilimsiz ve iradesiz olan tabiat, tabiat güçleri ve madde de olsa, ne bir arıyı yaratabilir, ne de onun hayatını tanzim edebilir.

(Ümit Şimşek, “Bir Arının Hatıra Defteri” nden özet)